Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştiren Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, Libya iç siyasetinde kritik bir eşiği daha aştı. Ülkenin doğusunda bulunan Libya Temsilciler Meclisi, 2020 yılında aldığı ret kararını ve Türkiye ile siyasi ilişkileri kesme hükmünü tamamen iptal ederek anlaşmayı oy birliğiyle onayladı. Bu karar, iki ülke arasındaki stratejik ve hukuki iş birliğini Doğu Akdeniz genelinde yeniden en üst seviyeye taşıdı.
Doğu Akdeniz’de kritik dönemeç: Anlaşmanın arka planı
Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da imzalanan deniz yetki mutabakatı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez es-Serrac tarafından imza altına alınmıştı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), söz konusu muhtırayı 5 Aralık 2019’da onaylayarak yürürlüğe sokmuş, ardından belge Birleşmiş Milletler (BM) Okyanus İşleri ve Deniz Hukuku Bölümüne tescil ettirilmişti. Buna karşın Libya’nın doğusunda yer alan Temsilciler Meclisi, 2020 yılında anlaşmaya karşı çıkarak yürütülmesini engelleme yönünde kararlar almıştı. Alınan son meclis kararıyla birlikte bu engeller tamamen yürürlükten kalktı ve mutabakat Libya genelinde hukuki meşruiyet zeminini pekiştirdi.
Anlaşmanın içeriği ve sağladığı egemenlik hakları
Söz konusu mutabakat muhtırası, Türkiye’nin güney kıyıları ile Libya’nın doğu kıyıları arasında bir deniz hattı çizerek iki ülkenin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlarını net koordinatlarla belirliyor.
Metin kapsamında öne çıkan temel unsurlar şu şekildedir:
- Egemenlik hakları: İki ülkeye belirlenen deniz alanlarında petrol, doğal gaz ve deniz tabanındaki tüm doğal kaynakları arama, çıkarma ve işletme konusunda münhasır hak tanınıyor.
- Hakkaniyet ilkesi: Deniz sınırlandırmasında küçük veya ana karaya uzak adaların otomatik olarak geniş etki alanı yaratması yerine, kıyı uzunlukları ve hakkaniyet prensibi esas alınıyor.
- Ortak operasyonlar: Ortak alanlara taşan kaynakların birlikte değerlendirilmesi ve anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi hedefleniyor.
Jeopolitik hedefler ve enerji kaynakları
Muhtıra, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının batı sınırını çizerken, Libya’nın da denizdeki zengin enerji havzaları üzerindeki haklarını tescilliyor. Anlaşma sayesinde taraflar, bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve uluslararası enerji hatlarının güvenliği konusunda ortak bir hukuki zırha kavuşmuş bulunuyor.
Bölgesel tepkiler ve uluslararası yankılar
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşması, imzalandığı andan itibaren bölge ülkeleri arasında geniş yankı uyandırdı. Ankara, mutabakatın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde kıyıdaş ülkelerin meşru haklarını koruduğunu ve hakkaniyet ilkesini gözettiğini vurgularken; Yunanistan, Girit Adası başta olmak üzere adalarının deniz yetki alanlarının ihlal edildiğini öne sürerek itirazlarda bulundu. Mısır ve Avrupa Birliği de anlaşmanın üçüncü ülkelerin haklarına etkisine dair çekincelerini dile getirdi.
Libya parlamentosunun son hamlesi, uluslararası alandaki itirazlara rağmen iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki meşru iş birliği iradesinin kararlılıkla sürdüğünü teyit ediyor.

















