The New Yorker’da çıkan bir makaleye göre Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık merkezli bir yardım kuruluşu olan Islamic Relief Worldwide’a karşı bir karalama kampanyasını finanse etti ve kuruluştaki yetkilileri Müslüman Kardeşler ve radikal gruplar ile ilişkilendirmeye çalıştı.
Yayınlanan uzun makalede, BAE’nin Cenevre merkezli bir özel istihbarat firması olan Alp Services ile birlikte, İslamic Relief Worldwide’a karşı bir karalama kampanyası başlatmak için çalıştığı iddia edildi.
Mario Brero başkanlığındaki Cenevre merkezli bir özel istihbarat firması olan Alp Services’in, Islamic Relief Worldwide’ı karalamak için BAE tarafından başlatılan bir kampayada rol aldığı iddia edildi.
Rapora göre şirket, 1990’larda Bosna’da Mısırlı bir insani yardım kuruluşuyla çalışmasının ardından IRW’nin mütevelli heyeti üyesi Haşmet Halife’yi terörizmle ilişkilendirmeye çalıştı.
Bu girişimin başarısız olmasının ardından Alp, Halife’nin sosyal medya geçmişini taradı ve İsrail’in 2014’te Gazze’ye düzenlediği saldırının ardından yönetim kurulu üyesi tarafından paylaşılan birkaç antisemitik gönderi buldu.
The New Yorker’ın haberine göre Alp, bu bilgiyi 2020’de Times of London gazetesiyle paylaşmış ve ardından gazete sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili haberler yayınlamıştı.
Halife, derhal hayır kurumundan istifa etti ve IRW’nin genel müdürü gönderileri korkunç ve “kabul edilemez” olarak nitelendirerek kınadı.
Hayır kurumu, mevcut ve gelecekteki yönetim kurulu üyelerini tarayarak bu tür davranışların kökünü kazıma sözü vermesine rağmen, The New Yorker’a amansız medya saldırılarına maruz kaldıklarını söyledi.
Trump yönetimindeki ABD Dışişleri Bakanlığı, IRW’ye yönelik şiddetli bir eleştiri yayınladı ve tüm hükümet kurumlarını “IRW faaliyetlerini ve bunların IRW ile ilişkilerini” incelemeye teşvik etti.
Ek olarak, Birleşik Krallık Yardım Komisyonu ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı, IRW hakkında soruşturmalar başlatırken, Almanya kuruluşa sağlanan finansmanı tamamen durdurdu.
Dergiye göre bankalar ayrıca “İslami Yardım fonlarını dünyanın dört bir yanındaki kriz bölgelerine aktarmayı durdurma” tehdidinde bulundu.
Tüm bu yaptırımlar üzerine IRW, dış denetimler için ödeme yapmak, İnternet arama sonuçlarındaki yanlış bilgileri önlemek ve hükümetlerle iyi ilişkilerini yeniden kurmak için yüzbinlerce dolar harcadıklarını açıkladı.
Aynı zamanda İngiltere’de eskiden başsavcı olan Dominic Grieve başkanlığındaki bağımsız bir soruşturma için de ödeme yaptı.
Bu soruşturmanın nihayetinde IRW’nin kurumsal antisemitizmden arınmış “son derece etkili bir hayır kurumu” olduğu ortaya çıkarıldı.
IRW’nin CEO’su Waseem Ahmed, hayır kurumunun itibarının zedelenmesinin, hayır kurumuna güvenen dünya çapında milyonlarca muhtaç insanı etkilediğini söyledi.
Ahmed, “Tüm bunlar insani yardım çalışmalarımızı incitti ve geciktirdi. BAE neden Islamic Relief’in üstünü çizdi? Bu milyonlarca dolarlık bir soru… Bu çok adaletsiz bir dünya…” ifadelerini kullandı.
2014 yılında BAE, IRW’yi Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi de dahil olmak üzere birçok önde gelen Müslüman örgütün yanı sıra 86 yasadışı “terör” grubu listesine yerleştirdi. IRW’yi Müslüman Kardeşler’in bir kolu olmakla suçladı, yardım kuruluşu bu suçlamayı reddetti.
Yayınlanan makale, Körfez’deki mutlakiyetçi bir kabile monarşisi olan BAE’nin siyasi muhaliflere baskı yapmak için ne kadar umutsuz ve çoğu zaman canice boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.
Kaynak: Daily Ummah
















