Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve diplomat Alan Eyre, İran’ın ABD ve İsrail ile uzun soluklu bir askeri ve stratejik çatışma sürecine hazırlandığını belirtti. Al Jazeera’ye değerlendirmelerde bulunan Eyre, Tahran’daki yeni liderlik yapılanmasının barış veya nükleer müzakereler yerine sürekli savaş teyakkuzu doktrinini kurumsallaştırdığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı stratejik bir koz olarak korunuyor
Eyre’a göre Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı tamamen açarak ya da kapsamlı bir ateşkese razı olarak Washington’a nefes alma fırsatı tanımak istemiyor. İran tarafının, ABD’nin olası bir sükunet dönemini toparlanmak ve baskıyı yeniden artırmak için kullanacağından endişe duyduğu kaydedildi.
Hürmüz Boğazı’ndaki fiili operasyonel kontrolün Tahran için hayati olduğunu vurgulayan eski diplomat, boğazın geleceğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
-
Stratejik Caydırıcılık: Boğazın kontrolü, olası yeni saldırılara karşı Tahran’ın elindeki en güçlü savunma ve misilleme aracı olarak görülüyor.
-
Kısmi Geçiş Senaryosu: Günlük yaklaşık 130 geminin geçtiği eski serbest düzene dönüşün kısa vadede olası görünmediği, Beyaz Saray için en iyi senaryonun İran denetimi altında sınırlı bir deniz trafiğine razı olmak olabileceği ifade ediliyor.
Diplomasi tıkandı: “Zafer ilan edip çıkmak istiyorlar”
ABD Başkanı Donald Trump ile İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai arasındaki karşılıklı açıklamaların maksimalist talepler içerdiğini belirten Eyre, iki ülkenin de somut ve derinlikli müzakereler yerine kamuoyuna dönük sert mesajlaşmayı sürdürdüğünü vurguladı:
“Mevcut ABD yönetiminin İran ile kalıcı ve kapsamlı bir nükleer müzakere yürütme kapasitesi ya da isteği bulunmuyor. Washington’ın temel amacı, mevcut tablodan bir zafer anlatısı üreterek çıkmak ve diğer dosyalara odaklanmak.”
Bölgesel gerilimde yeni askeri komuta yapısı
28 Şubat’ta başlayan askeri çatışmalar ve temmuz ayında karşılıklı düzenlenen hava harekatlarının ardından Tahran’ın kurumlarını yeniden yapılandırdığına dikkat çekildi. Eyre, yapılan son askeri atamaların ani bir eksen kayması olmadığını, aksine İran’ın savunma ve güvenlik mekanizmalarını uzun vadeli bir çatışma zeminine göre tahkim etme politikasının bir uzantısı olduğunu kaydetti.



