Google Earth uygulamasının 2026 yılına ait güncellenmiş yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini erişime açmasıyla birlikte, Gazze Şeridi’nde ve özellikle güneydeki Refah ile Han Yunus kentlerinde yaşanan eşi benzeri görülmemiş yıkım dijital haritalara yansıdı. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan görüntüler, İsrail ordusunun yürüttüğü sistematik yıkım ve soykırımın vurduğu kentsel dokuyu tüm açıklığıyla ortaya koyarken; bölge halkı ile sürgündeki Gazzeliler ekran başında acı bir yüzleşme yaşadı.
Al Jazeera Açık Kaynak İstihbarat Birimi’nin yayımladığı “Google ve Apple Haritalarında Gazze Nasıl Görünüyor?” başlıklı araştırma dosyası, bir zamanlar yüz binlerce insanın yaşadığı mahallelerin nasıl devasa bir enkaz yığınına dönüştüğünü kare kare belgeledi.
Haritalarda silinen anılar ve dijital yas
Uydu haritalarının yenilenmesinin ardından binlerce Gazzeli, büyüdükleri sokakları, okullarını ve evlerini koordinatlar üzerinden aramaya başladı. Sosyal medya platformu X üzerinden öncesi ve sonrası fotoğraflarını paylaşan Gazzeli yazar Tamer el-Nevayizi, “İlk fotoğraf haritada evimi ve mahallemi gösteriyor. İkincisi ise bölgenin moloz yığınına dönüştüğü anı belgeliyor. Dijital haritalar sadece bir zamanlar orada ne olduğunu gösteriyor, sonrasında yaşanan dehşeti değil” ifadelerini kullandı. Nevayizi, yıkımın gerçek boyutunu anlamak için sokak seviyesinden kaydettiği güncel videoları da paylaştı.
Han Yunus’taki Bilim ve Teknoloji Fakültesi’nin savaş öncesindeki canlı halini ve bugünkü enkaza dönmüş görüntüsünü karşılaştıran paylaşımlar büyük yankı uyandırırken; bölge sakini diş hekimi Ebu Salih duygularını şu sözlerle aktardı: “Uydu görüntülerinin güncellendiğini duyunca haritayı açtım. Çocukluğumun geçtiği evi, sokağımı aradım ama hiçbir şey bulamadım. Ne bir çatı kalmış ne bir duvar. Kahkahalarımızın yankılandığı okullar, sırdaşımız olan kafeler toza dönüştü. Gazze sadece bombalanmadı, coğrafyadan silindi.”
Uyduların göremediği insan hikayeleri
Dijital kuşbakışı haritalar binaların silüetini ve enkaz alanlarını tespit etse de, sahadaki sivil kayıpları ve insanlık dramını aktarmakta yetersiz kalıyor. Katliamdan sağ kurtulan Gazzeliler, haritalardaki gri yıkıntıların yalnızca beton parçalarından ibaret olmadığını belirtiyor.
Hayatta kalan bir Filistinlinin paylaştığı tanıklık dramı özetliyor: “Ekrana baktığımda sadece aşınmış duvar kalıntıları görmüyorum. Kendi elleriyle boyadıkları tavanların altında ezilen insanları görüyorum. Yarım kalmış bir yemeği, çocukların okul çantalarını, boya kalemlerini, hiç göremeyecekleri dedelerinin fotoğraflarını ve Yafa’dan kalma eski bir anahtarı görüyorum.”
Coğrafi ve demografik hafıza yok ediliyor
Uydu verileri, mahallelerin haritadan tamamen silindiğini ve Gazze’nin kentsel topoğrafyasının geri dönülemez biçimde değiştiğini kanıtlıyor. Moloz yığınlarının altında halen binlerce cenazenin çıkarılmayı beklediğini hatırlatan insan hakları aktivistleri, haritalardaki bu güncellemelerin uluslararası mahkemelerde yürütülen soykırım davaları için inkar edilemez birer adli delil niteliği taşıdığına dikkat çekiyor.




















