İngiltere’de Müslümanlara yönelik nefret söylemi ve İslamofobi endişeleri artarken, ülkedeki camiler basmakalıp yargılarla mücadele etmek için farklı bir yöntem seçti. Tartışmalara girmek yerine doğrudan kapılarını topluma açan camiler, merak edilen soruları yanıtlamak ve komşuluk bağlarını güçlendirmek için bir araya geldi.
Britanya Müslüman Konseyi tarafından bu yıl 11’inci kez düzenlenen “Camimi Ziyaret Et” (Visit My Mosque) girişimi kapsamında, ülke genelinde 100’ü aşkın cami kapılarını gayrimüslim ziyaretçilere açtı. Proje, hayatında hiç camiye adım atmamış kişilerin ibadethaneleri tanımasını ve Müslüman toplulukla aracısız temas kurmasını hedefliyor.
Medyadaki algı yerini doğrudan temasa bırakıyor
Girişimin en büyük duraklarından biri olan Doğu Londra Camisi’nin Programlar Müdürü Sofia Alam, hedeflerinin yalnızca mekânı gezdirmek olmadığını vurguladı. Temel amaçlarının toplumla sahici bağlar kurmak olduğunu belirten Alam, doğrudan iletişimin eksikliğinden doğan korkuların ve yanlış inanışların ancak yüz yüze temasla aşılabileceğini ifade etti.
Caminin İletişim Sorumlusu Şelime ed-Din Malik ise yıllardır caminin hemen yakınında yaşadığı halde içeri adım atmamış birçok kişinin etkinliğe katıldığını aktardı. Ziyaretçilerin genellikle çekinerek geldiğini belirten Malik, karşılaştıkları sıcak karşılama, yürütülen yardım faaliyetleri ve ibadethanenin şeffaf yapısı karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediklerini söyledi.
Kiliseye bağlı bir ziyaretçinin değişen bakış açısı
Önyargıların yıkılmasında bireysel deneyimlerin belirleyici olduğunu belirten Malik, kilise cemaatinden gelen bir ziyaretçiyle yaşadığı diyaloğu paylaştı. Ziyaretçinin, İslam’da kadınların baskı altında olduğuna dair yerleşik düşüncelerle geldiğini ancak kendisini bir kadının karşılaması ve yönetim kademesinde kadınların yer aldığını görmesiyle büyük bir şaşkınlık yaşadığını aktardı. Söz konusu ziyaretçi, camide gördüğü gerçek tablonun anlatılanlardan tamamen farklı olduğunu belirterek kendi cemaatine bu deneyimi aktaracağını dile getirdi.
“İnançlar ekranlardan değil yerinde öğrenilmeli”
University College London (UCL) Din Eğitimi Sorumlusu Alexis Stones, ibadethanelerin sadece kitaplardan veya ekranlardan öğrenilemeyeceğine dikkat çekti. Taşın altına elini koyan eğitimcilerin de desteklediği bu yaklaşım, dinlerin ve ibadet eden insanların doğrudan gözlem yoluyla daha sağlıklı anlaşılabileceğini ortaya koyuyor.
İslamofobiye karşı mücadeleyi sloganlar yerine açık kapılarla veren camiler, komşularını içeri davet ederek önyargıların yerine diyaloğu koymayı sürdürüyor. Proje organizatörleri, bilinmeyene duyulan korkunun en etkili ilacının bir selam ve içten bir sohbet olduğu görüşünde birleşiyor.

















