Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında Filistinli mağdurları temsil eden uluslararası bir hukuk heyeti, İsrail cezaevlerindeki tutuklu ve mahkûmlara yönelik muameleleri içeren yeni delil ve tanıklıkları Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcılığına sundu.
Lahey’de bulunan mahkeme binasında temaslarda bulunan hukuk ekibi, uluslararası insancıl hukukun ağır biçimde ihlal edildiğini ortaya koyan kapsamlı dosyaları başsavcılık makamına iletti. Girişim, işgal altındaki Filistin topraklarındaki duruma ilişkin yürütülen resmi soruşturmanın genişletilmesini ve cezaevlerindeki uygulamaların doğrudan hesaba çekilmesini amaçlıyor.
Yeni savcılık heyetiyle kritik görüşme
Hukuk heyeti, UCM’deki temasları kapsamında göreve başlayan yeni başsavcı ve çalışma ekibiyle bir araya geldi. Görüşmenin ardından yapılan değerlendirmelerde, eski Başsavcı Karim Khan döneminde başlatılan Filistin soruşturmasının aynı kararlılıkla devam ettirilmesi yönünde güçlü bir iradenin bulunduğu kaydedildi.
Mahkemeye teslim edilen belgeler yalnızca hâlen tutuklu bulunan kişilerin ve ailelerinin anlatımlarıyla sınırlı kalmadı. Dosyada, Gazze Şeridi’ndeki çatışmalarda hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının beyanları ile son haftalarda Gazze’de enkaz altından çıkarılarak defnedilen kişilerin ailelerinden alınan saha tanıklıkları da yer aldı. Söz konusu hukuki süreç, hem çok sayıda Avrupa merkezli kurum hem de Filistinli insan hakları örgütleri tarafından ortaklaşa destekleniyor.
UCM, daha önce 21 Kasım 2024 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Gazze Şeridi’ndeki uygulamalar gerekçesiyle savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri çıkarmıştı.
Serbest kalan tutukluların çarpıcı tanıklıkları
Cezaevlerindeki koşullar, yakın zamanda tahliye edilen kişilerin beyanlarıyla da doğrulanıyor. İki yıl boyunca gizli dosya kapsamında hiçbir resmi suçlama ve yargılama olmaksızın idari gözetim altında tutulan ve geçen pazar günü salıverilen Luay Arar, cezaevinde maruz kaldığı ortamın geçmişteki 10 yıllık hapis tecrübesinden dahi ağır olduğunu belirtti.
Ramazan ayı ve sonrasında yaşananları anlatan Arar; sistematik aç bırakma ve tıbbi ihmale dikkat çekerek, aynı koğuşta kalan ve kan kusmaya başlayan bir mahkûm için yardım istediklerinde cezaevi idaresinden “Öldüğü zaman bize haber verin, doktoru o zaman çağırırız” yanıtını aldıklarını aktardı.
Filistinli ve İsrailli insan hakları örgütlerinin yayımladığı güncel raporlara göre, İsrail cezaevlerinde 94’ü kadın ve 350’den fazlası çocuk olmak üzere yaklaşık 9 bin 500 Filistinli tutuklu ve hükümlü bulunuyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in göreve gelmesinden bu yana; cezaevlerinde tecrit, fiziki şiddet, gıdaya erişimin kısıtlanması ve tıbbi yardımdan yoksun bırakma gibi uygulamaların giderek sertleştiği belirtiliyor.

















