Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan askeri çatışmaların küresel enflasyonu körükleyebileceğini, faiz oranlarını yükseltebileceğini ve küresel ekonomik büyümeyi tahmin edilen yüzde 2,9 seviyesinden yüzde 1,3’e düşürebileceğini açıkladı.
Gill, Reuters’a verdiği röportajda, Orta Doğu’daki savaşın yarattığı yüksek belirsizlik nedeniyle Dünya Bankası’nın geçtiğimiz Haziran ayı ekonomik öngörülerinde üç farklı senaryo hazırladığını belirtti.
En kötü senaryo kapıda: Küresel enflasyon yüzde 4,5’e ulaşabilir
Başekonomist Gill, savaşın altı ay veya daha uzun sürmesini öngören “en kötü senaryonun” gerçekleşmeye son derece yaklaştığını vurguladı. Nisan ayında sağlanan ateşkesin çökmesi ve tansiyonun hızla yükselmesinin ardından bir Dünya Bankası üst düzey yetkilisinden gelen bu ilk resmi değerlendirmede şu risklere dikkat çekildi:
Büyümede Sert Düşüş: Küresel ekonomik büyüme beklentisi yüzde 2,9’dan yüzde 1,3’e gerileyerek yarı yarıya küçülebilir.
Tırmanan Enflasyon: Savaşın uzaması durumunda küresel enflasyon oranının yüzde 4,5 seviyesine ulaşması bekleniyor.
Yükselen Faizler: Enflasyon baskısıyla birlikte merkez bankalarının faiz artışlarına gitmesi kaçınılmaz hale gelecek.
Gıda güvenliği ve tedarik zincirleri tehdit altında
Çatışmaların yayılmasının ve bölgedeki petrol altyapısına zarar vermesinin küresel gıda güvensizliğini de derinleştireceğini belirtilen Gill; tarım sektörü için kritik önem taşıyan gübre, helyum ve kükürt sevkiyatlarının aksayacağını ifade etti. Bu durumun, yüksek faiz oranlarını da kapsayan zincirleme bir ekonomik krizi tetikleyebileceği uyarısında bulunuldu.
“Enflasyon bir kez hız kazandığında, yüksek borç yükü altındaki ülkelerin borç ödemelerinde ciddi sorunlarla karşılaşması sadece birkaç ay sürebilir.”
Yoksul ülkeler borç krizinin eşiğinde
COVID-19 salgınının ekonomik etkilerini henüz üzerlerinden atamayan yoksul ülkelerin gıda krizleriyle daha ağır şekilde yüzleşeceğini vurgulayan Gill, yüksek borç seviyelerine sahip ülkelerin ise artan borçlanma maliyetleri yüzünden sağlık ve eğitim gibi temel hizmet bütçelerini kısmak zorunda kalacağını belirtti.
Piyasalardaki baskının ilk emareleri şimdiden görülmeye başladı. Likidite sıkıntısı çeken bazı ülkeler Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) acil finansman talep ederken, Pakistan’ın bu hafta ABD’den 10 milyar dolarlık bir döviz istikrar mekanizması istediği kaydedildi.
32 ülke borç krizi riskiyle karşı karşıya
Dünya Bankası verilerine göre, düşük ve orta gelirli ülkelerin yüzde 40’ı şimdiden borç sıkıntısı çekiyor ya da yüksek borç kriz riski taşıyor. Indermit Gill, mevcut durumda 32 ülkenin bu kritik sınırda bulunduğunu, ancak faiz oranlarının yükselmeye devam etmesi halinde bu sayının hızla artabileceğini dile getirdi.



















