Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi arenada tansiyon yükselirken, Cumhuriyetçiler Partisi’nin (LR) cumhurbaşkanı adayı Bruno Retailleau seçim vaatleriyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Fransız BFM TV kanalına açıklamalarda bulunan eski İçişleri Bakanı Retailleau, seçilmesi halinde üniversitelerde başörtüsü kullanımını tamamen yasaklayacağını ilan etti.
Üniversite, spor ve okul gezilerine yasak vaadi
Merkez sağ çizgideki adayın açıkladığı kısıtlamalar yalnızca amfilerle sınırlı kalmadı. Retailleau; spor müsabakalarında, okul gezilerinde ve yükseköğretim kurumlarında başörtüsünün kesin bir dille engelleneceğini belirtti. Göreve gelmesi durumunda Müslüman Kardeşler ile iltisaklı olduğunu öne sürdüğü dernek ve sivil toplum kuruluşlarını feshedeceğini taahhüt eden Fransız siyasetçi, kamuya açık alanlarda topyekûn bir yasağın ise pratik olarak uygulanamayacağını savundu. Güvenlik güçlerinin ideolojik sebeplerle kanser gibi sağlık gerekçeleriyle başını örten kadınları ayırt etmekte zorlanacağını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı adayı ayrıca göç akınını sert önlemlerle durduracağını ifade ederek, Fransa Anayasası’na ülkenin “Yahudi-Hristiyan köklerine” sahip olduğuna dair bir madde ekletmek istediğini sözlerine ekledi.
Gabriel Attal’den kamusal alan yasağına itiraz
Eski Fransa Başbakanı ve Rönesans (Renaissance) partisinin cumhurbaşkanı adayı Gabriel Attal ise aynı kanalda yaptığı değerlendirmede kamusal alanlarda başörtüsü yasağına karşı olduğunu dile getirdi. Ülkedeki tüm kadınların kıyafet tercihinde özgür olması gerektiğini savunan Attal, daha önce Millî Eğitim Bakanlığı döneminde okullarda abaya (uzun elbise) giyilmesine yönelik tartışmalı bir yasak getirmişti.
Seçim yarışında aşırı sağ rekabeti kızışıyor
Fransa’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde merkez sağ ve aşırı sağ partiler, oy tabanını genişletmek amacıyla başörtüsü karşıtı söylemlerini sertleştiriyor. Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Birlik (RN) partisi, kamusal alanda başörtüsü takanlara para cezası kesilmesini ve genel yasak getirilmesini savunarak çıtayı yükseltiyor.
Siyasi alandaki bu baskılara karşı Fransız kamuoyunda sivil tepkiler de büyüyor. Sosyal medyada “Herkes İçin Başörtüsü” etiketiyle başlatılan dayanışma kampanyalarına çok sayıda gayrimüslim Fransız kadın ve insan hakları savunucusu destek vererek Müslüman kadınların haklarını savunuyor. Seçim takvimi yaklaştıkça Fransa’nın, laiklik ilkesi ile temel inanç özgürlükleri arasındaki dengeyi nasıl koruyacağı sorusu derin bir toplumsal kutuplaşma yaratmaya devam ediyor.






















