Modernleşmeden önce bağımsızlık: Adil Hüseyin’in reçetesi

Mısırlı düşünür Adil Hüseyin, Batı taklitçiliğine ve ekonomik bağımlılığa karşı medeniyet eksenli kalkınmayı savundu.

Modernleşmeden önce bağımsızlık: Adil Hüseyin'in reçetesi

Fikirlerini kütüphane raflarına hapsetmek yerine aydınlar, siyasetçiler ve genç nesiller arasında mekik dokuyarak Arap-İslam dünyasının bağımsızlığını savunan Mısırlı düşünür Adil Hüseyin (1932-2001), Doğu düşüncesinde derin izler bıraktı. Merkezine Filistin davasını ve sömürgecilik karşıtlığını alan Hüseyin, kalkınmanın ön şartı olarak Batı tipi modernleşmeyi değil, “medeniyet eksenli tam bağımsızlığı” işaret etti.

Düşünce serüveni Mısır’ın İngiliz işgaline karşı direndiği yıllardan Nasırcı döneme, ardından 1967 yenilgisinin yarattığı fikri sarsıntıya kadar uzanan Hüseyin, klasik Marksist ve liberal kalkınma modellerinin evrensel olmadığını; aksine Batı merkezli önyargılar barındırdığını savundu.

Üç kuşağın sentezi: Askeri zaferden medeni dirilişe

Adil Hüseyin’in düşünsel evrimi, Mısır ulusal hareketinin üç ana evresini özetleyen bir köprü niteliği taşıdı. İlk gençlik yıllarında ağabeyi Ahmed Hüseyin tarafından kurulan ve işgal karşıtı çizgisiyle bilinen Mısır el-Fetât (Genç Mısır) Hareketi içinde siyasetle tanışan düşünür, 1952 öncesindeki “işgalciyi kovma” misyonunu benimsedi.

1956’da siyasi bağımsızlığın kazanılması ve Cemal Abdünnasır döneminin başlamasıyla birlikte ikinci aşamaya geçildi. Bu süreçte sol ve Marksist hareketler içinde yer alan Hüseyin, iktisat ve sosyoloji alanında derinleşerek ekonomik kalkınma, gelir adaleti ve Arap birliği meselelerine odaklandı. Fikirleri nedeniyle cezaevine girmesi, otoriter rejimlerin sınırlarını görmesini sağladı ve onu sivil katılımı önceleyen bir demokrasi arayışına yöneltti.

1967 kırılması ve “medeniyet bağımsızlığı” tezi

Arap dünyasını sarsan 1967 yenilgisi ve ardından gelen dışa bağımlılık politikaları, Hüseyin ve kuşağı için bir dönüm noktası oldu. Nasır dönemindeki kazanımların Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek dönemlerinde dış borç sarmalıyla eridiğini gören düşünür, iki ciltlik “Bağımsızlıktan Bağımlılığa Mısır Ekonomisi” adlı eserinde borçlanmanın sömürgeci bir tuzak olduğunu verilerle ortaya koydu.

Târık el-Bişrî, Muhammed İmarâ ve sonradan Abdülvahhab el-Mesîrî gibi isimlerle düzenli fikri atölyeler gerçekleştiren Hüseyin, Batı’yı taklit eden “modernleşme” kavramı ile toplumun kendi köklerine dayanan “özgün kalkınma” arasındaki farkı netleştirdi:

  • Kör taklitçilik eleştirisi: Yönetici elitlerin benimsediği modernleşmenin, Batı’nın yaptıklarını adım adım tekrarlamaktan ibaret olduğunu ve bunun sömürgeciliği kalıcı kıldığını belirtti.
  • İslam’ın kurucu rolü: İslam’ın yalnızca bireysel bir inanç değil, toplumun kurucu kültürel referansı olduğunu; tabana yayılan gerçek bir demokrasinin ancak bu ortak kültürel zemin üzerinden inşa edilebileceğini vurguladı.
  • İç dinamiklere dayalı pazar: Büyüme oranları ya da kişi başına düşen milli gelir gibi ithal ölçütlerin yerine, temel ihtiyaçların yerli kaynaklar ve ahlaki tüketim kalıplarıyla karşılanmasını önerdi.

Huntington’ın “medeniyetler çatışması” tezine itiraz

Hüseyin, Samuel Huntington tarafından ortaya atılan “Medeniyetler Çatışması” tezini de sert şekilde eleştirdi. Batı’nın diğer medeniyetler üzerindeki tahakkümünü gizleyen bu yaklaşımın peşin hükümlü olduğunu kaydeden düşünür; medeniyet bağımsızlığının içe kapanma ya da küresel tecrit anlamına gelmediğini, eşit şartlarda ve sömürüye kapalı bir medeniyetler arası diyaloğu savunduğunu dile getirdi.

Teoriden eyleme: Amel Partisi ve “Çözüm İslam’da” sloganı

Fikri birikimini doğrudan siyaset sahasına taşıyan Hüseyin, 1984 yılından itibaren Sosyalist İşçi Partisi (Amel Partisi) ve partinin yayın organı olan Eş-Şaab gazetesinin yönetiminde yer aldı. Sol, milliyetçi ve İslamcı kadroları ortak bir bağımsızlık cephesinde buluşturmayı hedefleyen düşünür, Mısır siyasi tarihine damga vuran “Çözüm İslam’da” (El-İslâm hüve’l-hal) sloganının mimarlarından biri oldu.

Genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Eş-Şaab gazetesi üzerinden İsrail ile normalleşme süreçlerine, tarım politikalarındaki yozlaşmaya ve yolsuzluklara karşı sert kampanyalar yürüttü. 2000 yılında patlak veren edebi bir krizin ardından partisi ve gazetesi dönemin rejimi tarafından kapatılan Adil Hüseyin, 15 Mart 2001’de ardında bağımsız Doğu düşüncesine yön veren kapsamlı bir miras bırakarak hayatını kaybetti.

Modernleşmeden önce bağımsızlık: Adil Hüseyin’in reçetesi
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.