ABD Kongre ara seçimlerinde Başkan Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçi Parti’nin aldığı tarihi yenilgi, okyanusun ötesinde en büyük şoku İsrail’de yarattı. Washington’daki en yakın müttefikini kaybeden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı koalisyonu, seçim sonuçlarının Tel Aviv üzerindeki sarsıcı jeopolitik faturasıyla yüzleşmek zorunda kaldı.
Göreve gelirken “asla sonu gelmeyen aptal savaşlara girmeyeceği” sözünü veren Trump, şubat ayı sonunda Netanyahu ile ortaklaşa İran’a yönelik geniş çaplı bir askeri harekat başlatmıştı. Karşılıklı saldırılarla bölgesel çatışmaya dönüşen bu hamle, hem İsrail’de geçtiğimiz hafta yapılan parlamento seçimlerinde hem de ABD’deki Kongre yarışında seçmenden çok sert bir ret yanıtı aldı.
Sandıktan iki lider için de hezimet çıktı
İki liderin seçim kampanyaları boyunca birbirlerine açık destek çağrıları yapması, ters tepen bir stratejiye dönüştü. İsrail’de 27 Ekim seçimlerini yalnızca 53 sandalye ile tamamlayan Netanyahu koalisyonu, hükümet kurmak için gerekli 61 vekile ulaşamayarak iktidarını tehlikeye attı.
ABD tarafında ise Demokrat Parti; Teksas ve Kansas gibi en muhafazakâr kaleleri bile Cumhuriyetçilerin elinden sökerek hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da kontrolü ele geçirdi. Maryland Üniversitesi Kritik Konular Anketi Direktörü Shibley Telhami, sandıktan çıkan dalgayı değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:
“Tanık olduğumuz tablo, Trumpizm ideolojisinin toptan reddedildiği tarihi bir siyasi tsunamidir. Ancak dış politika bu hezimette merkezi bir rol oynadı. Amerikan seçmeni, İran savaşını ve İsrail’e verilen sınırsız desteği doğrudan kendi cüzdanına, tırmanan enflasyona ve artan benzin fiyatlarına bağladı.”
“Kuyruk köpeği salladı” eleştirisi
Amerikan kamuoyunda yapılan araştırmalar, çoğunluğun İran ile girilen maliyetli savaşta doğrudan İsrail’in yönlendirmesi olduğuna inandığını ortaya koydu. Eski İsrail Hükümet Danışmanı Daniel Levy, Washington’daki seçmenin “kuyruğun köpeği salladığı” algısına kapıldığını belirterek, “Amerikan halkı, kolay aldatılan bir başkanın İsrail tarafından Orta Doğu’daki felaket bir maceraya sürüklendiğini net biçimde gördü” dedi.
Yenilginin ardından Trump, İran operasyonunun enerji fiyatlarını vurarak seçimi kaybettirdiğini isteksizce kabul ederken; Tel Aviv’deki koltuğu sallantıda olan Netanyahu ise kendi yenilgisini kabul etmeyip seçim sonuçlarına gölge düşürmeye çalıştı. İsrail’deki Arap partilerini ve dış güçleri suçlayan Netanyahu’ya muhalefet lideri Yair Lapid sert tepki göstererek, başbakanın attığı her adımla ülkeyi diplomatik açıdan zehirli hale getirdiğini vurguladı.
Askeri yardım anlaşması havada kaldı
Seçim günü televizyon mülakatında konuşan Donald Trump, kamuoyunun öfkesini dindirmek amacıyla Netanyahu ile 2026 yılı sonundan itibaren yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım paketinin sonlandırılması konusunda anlaştıklarını iddia etmişti.
İsrail’in eski New York Başkonsolosu Alon Pinkas ise ilişkilerin geri dönülmez bir kırılma noktasına geldiğini belirtti:
- Silah Bağımlılığı: “İsrail nakit para olmadan yaşayabilir ancak Amerikan silah teknolojisi olmadan varlığını sürdüremez. Trump’ın açıklamasında silahlara erişim garantisine veya yeni bir stratejik güvenlik mutabakatına dair hiçbir detay yer almadı.”
- Kongre Baskısı: Demokrat çoğunluklu yeni Kongre’nin, Tel Aviv’e yönelik koşulsuz askeri desteği ve Gazze’deki operasyonları çok daha sıkı bir denetime tabi tutması bekleniyor.
Seçim sonuçları, Tel Aviv ile Washington arasındaki geleneksel ittifakın tabiatını temelden sarsarken; Netanyahu’nun içerideki koalisyon pazarlıklarında ve İran’a yönelik yeni askeri hamlelerinde elini ciddi biçimde zayıflattı.

















